BEN
Bir zamanlar sen vardin ya ben boyle yok degildim
Dusunurdum neyi mi? Hep seni odalarda
Kimdi bana benziyen baktigim aynalarda
Senden baskasi miydi o sesiz bekledigim
Bir zamanlar sen vardin ya ben boyle degildim
Kim bilir aglamayi olup kendi kabrinde
Sensizligi bu turlu benim kadar kim bilir
Aksam karanliginda herkes gider o gelir
En sevdigim cicekler curumus ellerinde
Kim bilir aglamayi olup kendi kabrinde
Ya sensizlik olmekse her gun bir baska turlu
Ya bir sey olmamaksa sen olmak o yerlerde
Y
Süper oyunlar

*** asma suratını ;) *** mrb cnm mrb tibetten mesaj .. blogcu dostlarımla paylaşım slm blogcu tibetten
Kategoriler
Bağlantılarım
*
*
*
* * * * *
Sondakika haberler
|
NAZIM USTA'DAN
YAŞAMAYA DAİR
1
Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi meselâ, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani, o derecede, öylesine ki, meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak, yani ağır bastığından.
1947
YAŞAMAYA DAİR
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani, beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki, hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerde olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
YAŞAMAYA DAİR
3
Bu dünya soğuyacak, yıldızların arasında bir yıldız, hem de en ufacıklarından, mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani, bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde, hattâ bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için...
Şubat 1948
|
Tarih: 10:16, Ocak 26, 2009 |
Neler Yazmışlar (yok) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
BEN EVLENİYORUM
BEN EVLENİYORUM
SEVDİĞİM İNSANLA BİRLEŞİYOR SONUNDA YOLUM
SİL BAŞTAN YAŞIYORUM ŞU ARALAR
ARTIK BİR İŞKENCEYE DÖNÜŞEN İŞİMDENDE SAHTEKAR YÜZLERİNDENDE UZAKLARA KENDİME TERTEMİZ BİR SAYFADA İNSANLIK SINIRLARININ ZORLANMADIĞI MUTLULUĞUMA GİDİYORUM .
GERÇEKTEN YANIMDA OLAN BENDEN GERÇEĞİNİ ESİRGEMEYENLERE TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.HERKEZ HAK ETTİĞİNİ YAŞAR VE HER BİTİŞ YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR... |
Tarih: 11:23, Mart 26, 2008 Kategori: KOSEGEN YAZILARIM |
Neler Yazmışlar (1) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
HAPPY END
Artık eskisi gibi her hafta sonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım. İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun. Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi.
İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var. "Ben demiştim", "ben bilirim", "ben zaten anlamıştım" sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor.
Kötü gün dostlarını belirtiyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor. Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele.
Boş geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim. Gerektiğinde "Hayır" demeyi öğrendim ve bu kelime başta karşındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor.
Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum. Sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum.
Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor. Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yaşamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yaşamışlığın oluşturduğu bir alçak gönüllülükle gülüyorum içimden sadece.
Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım. Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına, popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim . Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı.
Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendim de yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu. Sonra Sezen'in şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun.
İşte bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor. Yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş doğum günü mumlarının bir sonucu. Kendiliğinden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek.
İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek çok işe yarıyor."
|
Tarih: 11:16, Mart 26, 2008 Kategori: KOSEGEN YAZILARIM |
Neler Yazmışlar (yok) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
:(
Bugün de bitti sağ salim
Yarın çıkar mı belli değil..
Kaderin yönündeyim,
Hayatımın En zor rolündeyim
Ama unutma bu bir oyun değil ..
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim
Hayatımın En zor rolündeyim |
Tarih: 09:39, August 11, 2007 Kategori: KOSEGEN YAZILARIM |
Neler Yazmışlar (yok) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
KEŞKELERLE SÜSLENEN SON BAHAR
Elvedayla süslenmiş bir yarının dünündeyim Kimbilir belki doğmamış melekler rolundeyim.. Keşkelerle dolu sonbaharın demindeyim Bilinmez yolların özleminde tam önündeyim
Şimdilerde özlemimde yaşattığım bir kalem var Kadere ağlayan bir de beyaz kağıt.. Yaşanılan bu yaşlılıkta gizli dramatik ağıt ve Kelimelerse yargılanan hüzünlü bir sanık.. Karanlık ortasında yazdığım iki kelimem kabus oldu Aydınlık menzilimde mutluluk doğdu Bir çift sözle aranılan huzur vardı Kör bi gözle kayboldu lakin o göz yaşla doldu.. 1930 KÖYLÜ HALKIN EFENDİSİ, + 76 2000+6 KÖYLÜ AL ANANI KAYBOL YIKIL KARŞIMDAN LAN !! ömrümün yıkık sokaklarında bulduğumdur şimdi her kelam bu sefer dönüşü aldığımdır bir kılıç bin kılıç yetmez cesareti yenmeye para değmez ihaneti yermeye mezara kimse gelmez gömmeye lakin emanettir beden gölgeye..
Şarkılara vurdum kendimi durgun sularda yorgun bekçi Elvedalar hatıralar yol yapar kalbimin en ücra köşelerinde kurutulur çiçekler Kaybolur yolu bulursa son hedefte zor hedefse seçtiğin çalışmak gerekir en nihayetinde Gereken tek şey özveriydi, gözleriydi kendimden geçirten Gözyaşlarım sel olursa boğulup giderim bende.. Boşver ikimizin olsun her bi saniye Gerek yok ki başka kimseye Dinmeyen sevgim aksine Çoğalır her günümde Uzun yollar var önümde Duygularım senin yönünde Ezgilerle bağdaşır tüm ruh halim Bugün de bitti sağ salim Yarın çıkar mı belli değil.. Kaderin yönündeyim, Hayatımın En zor rolündeyim Ama unutma bu bir oyun değil ..
|
Tarih: 09:38, August 11, 2007 Kategori: SIIRLERIM |
Neler Yazmışlar (yok) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
NERDEYİMM
NERDE OLDUĞUMU BEN BİLE BİLMİYORUM
AMA OLMAK İSTEDİĞİM YER DEĞİL BURASI ONDAN EMİNİM
İŞ GÜÇ DERKEN ANLADIM Kİ HAYAT ZORMUŞ
BENDE YER EDİNMEYE ÇALIŞIYORUM KENDİME
AMA BANA DAİR HERŞEYE ARA VEREREK :(
|
Tarih: 11:12, Nisan 17, 2007 Kategori: KOSEGEN YAZILARIM |
Neler Yazmışlar (1) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
10/MART/2007 SAAT 21:00 BOSTANCI GÖSTERİ MERKEZİNDE ŞEBNEM'İN 
KONSERİ VARRR 
ÜSTELİK SENFONİ ORKESTRASIYLA BİRLİKTE 
KAÇMAZ BİR GÖSTERİ 
VE YİNE SÜPER OLACAĞINDAN HİÇ ŞÜPHEM YOK 
AMA BEN GİDEMİYORUM
ÇOK ÜZGÜNÜM AMA GİDEMİYORUM 
ÇÜNKÜ UZAK VE DÖNÜŞÜM İMKANSIZ (ARABA YOK) 
BENİ AFFET ORADA OLAMAYACAĞIMM 
FIRSATI OLAN HERKEZE TAVSİYE EDERİM KAÇIRILMAZZ 

|
Tarih: 16:00, Şubat 22, 2007 Kategori: KOSEGEN YAZILARIM |
Neler Yazmışlar (3) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
:s
KEYBETTİM
BUGÜN KENDİMİ
*HÜKÜMSÜZDÜR*
SONU YOK BUNUN
BOŞLUKLARDAN BOŞLUK BEĞENDİM
VEZGEÇTİM BUGÜN
HERŞEYDEN
HALSİZ ŞU KALBİM
KAN REVAN İÇİNDE HEP
KANAMAZ DENEN
YERLERİM ....
**HEM SUÇSUZ **
**HEM GÜÇSÜZ**
**HEM HALSİZ**  
|
Tarih: 11:08, Şubat 6, 2007 Kategori: KOSEGEN YAZILARIM |
Neler Yazmışlar (2) | Sende bişey yaz | Bağlantı |
|
MÜKEMMEL
Zamanin birinde mükemmel erkek ve mükemmel kadin karsilasmislar.
Mükemmel bir flört döneminden sonra mükemmel bir evlilik yapmislar.
Birlikte mükemmel bir hayat sürmüsler.
Bu mükemmel çift karli,firtinali bir noel aksami mükemmel arabalariyla giderken yolda donmak üzere olan bir adam görmüsler.
Mükemmel çift olduklarindan adama yardim etmek için durmuslar.
Adam meger sirtinda oyuncak çuvaliyla Noel Baba'ymis.
Mükemmel çiftimiz noel aksami çocuklarin hayallerini karartmamak için Noel Baba ve oyuncaklarini arabaya yüklemisler.
Oyuncaklari çocuklara dagitarak yollarina devam etmisler..
Maalesef tipi artmis, araca hakim olmak zorlasmis ve mükemmel çift ve Noel baba trafik kazasi geçirmisler.
Kazada bunlardan yanlizca biri kurtulmus.
Soru:Kim kurtulmus?
Cevap asagida.
Yanit:
Mükemmel kadin kurtulmus.. Herseyden önce mükemmel Kadin gerçekten vardir...
Herkes bilir ki Noel Baba ve mükemmel erkek diye birisi yoktur...
***Kadinlar burada okumayi biraksinlar, yazinin sonu!!! amaaa.....
**** Erkekler asagiya baksinlar.
Eger mükemmel adam ve Noel Baba yoksa arabayi mutlaka
mükemmel kadin kullaniyordur, bu bize kazanin nedenini ve en mukemmel kadinin bile Araba kullanmak gibi bazý konularda pekte mükemmel olmadigini açiklar....
**** Erkekler asagiya baksinlar.
Aklimdayken, eger bir kadinsaniz ve hala bunu okuyorsaniz, buda baska bir noktayi açiga kavusturur:
Kadinlar hiç bir zaman söz dinlemezler... | | |